Bihruz Nedir? Bir ‘İzmirli’ Gözünden Eleştirel Bir Bakış
Bihruz, son zamanlarda sosyal medyada sıkça karşıma çıkmaya başlayan, genellikle bohem ve entelektüel bir figür olarak tanımlanan bir kavram. Ama kabul edelim ki, “Bihruz” demek, bazı kesimler için ‘yaşam tarzı’, bazılarımız içinse ‘sosyal medya fenomeni’ haline gelmiş bir kavram. İzmir’de yaşayan biri olarak, sokaklarda sıklıkla rastladığım bu tür kişiliklerin birkaç tane ortak özelliği var: Özgünlük takıntısı, ‘soğuk’ bir estetik anlayışı ve genellikle çok ciddi olmayan bir entelektüellik peşinde koşan bir hava.
Şimdi, Bihruz hakkında ne düşündüğümü merak ediyorsanız, hazırlanın çünkü bu yazıda fikirlerimi açıkça paylaşıp, sevdiğim ve sevmediğim yanları üzerine ciddi bir tartışma başlatacağım.
Bihruz Nedir? Anlamaya Çalışmak
Bihruz, Türk edebiyatına veya modern hayatımıza köklü bir kavram olarak yerleşmiş bir terim değil. Yani, bir kelime ya da isim olarak hayatımıza girmediği için, aslında sosyal medya kullanıcılarının, influencer’ların ve bazı blog yazarlarının kendi kendine uydurduğu bir tür yaşam biçimi ya da bir karakter tipi olabilir. Bihruz, genellikle bohem bir yaşam tarzını benimseyen, bir şekilde kendi doğrularını her zaman savunan ve bunu yaparken de alaycı bir tavır sergileyen insanları tanımlamak için kullanılan bir kavram haline geldi.
Peki ama tam olarak bu tanım neyi ifade ediyor? Bihruz, kendini bilmeyen, sürekli kendini arayan ve hayatı ‘derin’ yaşamaya çalışan bir figür müdür, yoksa sadece sosyal medyada bir karakteri oynayan biri midir? İşte bu sorunun cevabı, Bihruz’un her geçen gün artan popülaritesinin de bir parçasıdır. İnsanlar, onun etrafında bir hava yaratmayı seviyorlar. Gerçekten entelektüel bir kişi mi? Yoksa sadece dışarıya öyle bir imaj mı yansıtıyor?
Bihruz’un Sevdiğim Yanları
Her şeyden önce, Bihruz tipi karakterlerin sahip olduğu özgünlükleri gerçekten takdir ediyorum. Çünkü Bihruz’lar, genel olarak estetik anlayışları ve yaşam tarzlarıyla sıradanlıktan uzak, farklı bir kimlik yaratmaya çalışıyorlar. Bu tür insanlar, kendi çizgilerinde ve bazen oldukça garip stilleriyle dikkat çekiyorlar. Bu, aslında modern dünyada çoğu insanın sahip olmak istediği bir şey: özgünlük.
İzmir gibi bir şehirde yaşıyorsanız, Bihruz tipleri ile sıkça karşılaşırsınız. Onlar, farklı kombinler giyerler, bazen elinde eski bir kitapla yürürler ya da bir kafede ‘fazlasıyla düşünceli’ bir şekilde otururlar. Dışarıdan bakıldığında, gerçekten sıradan olmayan bir hayatları vardır. En azından görünüşte.
Bir Bihruz’un kalemi, müziği, fotoğrafı ya da yazdığı metinleri kendi ruhunu dışa vurma aracı olarak kullanması oldukça etkileyici olabilir. İşte, bu özgünlük ve içsel dünyasını yansıtma şekli, Bihruz’u özel kılar. Onları bir Instagram filtreleriyle ya da Tumblr yazılarından ayıran en önemli şey, çoğu zaman bu derinlik arayışıdır. Ama bu derinlik ne kadar samimi, tartışılır.
Bihruz’un Sevmediğim Yanları
Gelelim diğer tarafa… Bihruz’un en büyük eksiklerinden biri, çoğu zaman bir tür “gölge karakter” gibi duruyor olmaları. Evet, özgünler ama çoğu zaman bu özgünlük, gerçeklikten uzak ve takıntılı bir şekilde işlenmiş oluyor. Yaşam tarzı sürekli olarak bir “ben özgünüm, başkalarına benzemiyorum” söylemi üzerine kurulmuş. Bir süre sonra, ne yazık ki bu durum, bana hiç de çekici gelmeye başlıyor. Çünkü özgünlük sadece başkalarına benzememekle sınırlı kalmamalı. Gerçek özgünlük, bence içten gelen bir şeydir ve doğallığı yansıtır.
Bihruz’lar, çoğu zaman “derin” olduklarını kanıtlamak için sürekli olarak alıntılar yaparlar, felsefi kitaplardan parçalar paylaşırlar veya sosyal medyada “hayatın anlamını” sorgulayan paylaşımlar yaparlar. Ama bu sürekli hakikatin peşinden koşan imajları, bence bazen sahte bir derinlikten ibaret. Bihruz’lar, sanki entelektüel havalarını başkalarına hissettirmek için sürekli olarak “gerçekten düşündüklerini” ve “sistemi sorguladıklarını” göstermek zorundalarmış gibi davranıyorlar. Bunu yaptığı zaman da, bazen sanki biraz yapmacık bir hava yaratıyor.
Ve bir başka sevmediğim yönü, bu tür kişiliklerin çoğu zaman kendilerini küçük bir “elit” olarak görmeleridir. Çünkü, tabii ki “diğerlerinden” farklıdırlar, değil mi? Bu durum, sosyal medyada sıkça gördüğümüz “gizemli” paylaşımların bir parçası haline gelir. Yani, çok konuşmak ve herkesin anlayamayacağı bir dilde yazmak, her zaman bir derinlik anlamına gelmez. Sadece görünüşte bir şeydir.
Bihruz: Sosyal Medya Kişiliği mi, Gerçek Kişilik mi?
Bihruz tipi insanlar hakkında düşündüğümde, bana bir sorun daha geliyor: Acaba bu insanlar, gerçek hayatlarında da tıpkı sosyal medyada oluşturdukları gibi bir karakteri mi yaşıyorlar? Özgünlüklerini ve derinliklerini, sadece sosyal medyada var olmak için mi sergiliyorlar? Gerçek hayatta nasıl bir insandırlar? İsterim ki, Bihruz’ların sosyal medya dışındaki yaşamları da bu kadar özgün ve ‘derin’ olsun.
Sosyal medya, genellikle kişilerin gerçek kimliklerinden farklı bir kimlik yaratmasına neden oluyor. Bihruz’lar da bundan nasibini almış gibi görünüyor. Bazen hayatın gerçek derinlikleri, sadece sosyal medya hesaplarında paylaşılan alıntılarda ya da paylaşımlarda gizli gibi hissediliyor. Ama bir insan, gerçekten düşünceli ve entelektüel bir yaşam tarzını benimsemek istiyorsa, bunu sadece sosyal medya üzerinde sergileyerek değil, gerçek hayatına da yansıtmalı, değil mi?
Sonuç: Bihruz Hakkında Son Söz
Bihruz, kesinlikle bir yaşam tarzı, bir karakter tipi ya da sosyal medya fenomeni olarak karşımıza çıkıyor. Ama burada önemli olan, gerçekten samimi bir derinlik ile bir “gizemi” taklit etmeyi karıştırmamaktır. Bihruz’un hem sevdiğim hem de sevmediğim yönleri var. Onları özgün buluyorum, fakat bir yandan da, bazen sadece bir etiket olmaktan öteye geçemediklerini düşünüyorum.
Bihruz, bence bir gün geldiğinde sosyal medyanın hızla geçen, hızlıca tüketilen ama bir o kadar da boş olan içeriğine karışıp gidebilir. Ama belki de zamanın ruhu bu: Her şey hızla gelip geçiyor. Özgün olmak, bazen sadece bir etiket olmaktan daha fazlasıdır. Gerçek özgünlük, zamanla şekillenir. Bu yüzden soruyorum: Bihruz, gerçekten özgün mü, yoksa sadece başka bir sosyal medya figürü mü? Gerçekten derinlik arayanlar, hayatta kalmak için derinliklerini sadece Instagram’da mı göstermek zorundalar?