İçeriğe geç

Gibi dizisi nerede çekiliyor ?

Gibi Dizisi Nerede Çekiliyor? İstanbul’un Mekânları Üzerinden Felsefi Bir Okuma

Gibi Dizisi Nerede Çekiliyor? Bir İstanbul Sorusu, Üç Felsefi Perspektif

Sevgili takipçiler, Kolaydna olarak Gibi dizisi nerede çekiliyor hakkında kısa ama kapsamlı bir rehber hazırladık.

Bir sokakta yürürken daha önce televizyonda gördüğümüz bir apartmana rastladığımızı düşünelim. Gerçekten o dizinin dünyasına mı girmiş oluruz, yoksa yalnızca zihnimizdeki görüntü ile gerçek mekânı mı üst üste bindiririz? Peki gördüğümüz şey gerçekten “orada” mıdır; yoksa ona verdiğimiz anlamla mı varlık kazanır?

Bu sorular, ilk bakışta yalnızca bir dizi çekim yerini merak etmekten çok daha fazlasını anlatır. Gibi, tam da gündelik hayatın içindeki küçük olayları büyüterek gerçeklik, bilgi ve davranış üzerine düşünmeye elverişli bir komedi evreni kurar.

Gibi Dizisi Nerede Çekiliyor?

Gibi‘nin çekimleri ağırlıklı olarak İstanbul’un Anadolu Yakası’nda gerçekleştiriliyor. Çekim mekânları bölümden bölüme değişirken Kadıköy, Moda, Maltepe, Küçükyalı ve çevresi öne çıkan bölgeler arasında yer alıyor. Sokak röportajı sahnelerinden bazıları Maltepe-Küçükyalı’daki Bağdat Caddesi çevresinde çekilirken, dizinin karakterlerinin buluştuğu bilinen kafelerden biri Moda’daki Şair Nefi Sokak’ta bulunan Dem Cafe.

Yılmaz, İlkkan ve Ersoy’un yaşadığı evin ise Maltepe’de olduğu aktarılıyor; ancak evin kesin adresi kamuya açık biçimde doğrulanmış değil. Üstelik dizide bazı tabela ve apartman bilgilerinin bulanıklaştırılması veya çekim amacıyla geçici tabelalar kullanılması, gerçek mekânları kesin biçimde teşhis etmeyi güçleştiriyor.

Burada basit görünen “Nerede çekiliyor?” sorusu, aslında üç felsefi alana açılıyor: etik, bilgi kuramı ve ontoloji.

1. Etik: Komik Olan Her Zaman Masum mudur?

Gündelik hayatın ahlaki sınırları

Etik, iyi ve kötü, doğru ve yanlış, sorumluluk ve özgürlük gibi meseleleri inceler. Gibi‘nin mizahı ise çoğu zaman karakterlerin küçük çıkarları, yanlış anlaşılmaları ve sosyal kurallarla çatışmaları üzerinden gelişir.

Aristoteles’in erdem etiği açısından bakıldığında mesele yalnızca “Ne yaptılar?” değildir; “Nasıl bir insan olmayı alışkanlık hâline getiriyorlar?” sorusu önem kazanır. Kant ise davranışın sonuçlarından çok, davranışın arkasındaki ilkeye dikkat çeker. Bir başka deyişle, komik bir durumun sonuçları eğlenceli olsa bile karakterin niyeti etik açıdan ayrı bir değerlendirme gerektirir.

Fakat çağdaş etik burada daha karmaşık bir soru sorar:

Bir davranış herkesi güldürüyorsa, o davranış yine de etik açıdan sorunlu olabilir mi?

Günümüz sosyal medya kültüründe bu soru daha da önemlidir. Viral olan bir görüntünün milyonlarca kişi tarafından paylaşılması, onu otomatik olarak meşru hâle getirmez. Gibi‘nin absürt dünyası, bu açıdan modern hayatın “beğenilme” ve “haklı çıkma” arzusunu küçük bir laboratuvar gibi gösterebilir.

Etik ikilem

– Komik olmak ile bir başkasını küçük düşürmek arasındaki sınır nerede?

– Niyet mi, sonuç mu daha önemlidir?

– Toplumsal normlara uymamak özgürlük müdür, sorumsuzluk mu?

2. Bilgi Kuramı: Bildiğimizi Sandığımız Şeyi Gerçekten Biliyor muyuz?

Bir dizinin mekânını nasıl “biliyoruz”?

Epistemoloji, bilginin ne olduğunu, nasıl elde edildiğini ve inançlarımızın ne ölçüde gerekçelendirilebildiğini araştırır.

“Gibi nerede çekiliyor?” sorusuna verilen cevap bu açıdan ilginçtir. Bir internet yazısında “Moda’da çekildi” ifadesini okumak, bir fotoğraf görmek veya bir sosyal medya paylaşımına rastlamak aynı epistemik değere sahip değildir. Gördüğümüz şey ile bildiğimizi düşündüğümüz şey arasında her zaman bir mesafe vardır.

Platon’un klasik bilgi anlayışında doğru inanç tek başına yeterli değildir; gerekçelendirme de gerekir. Modern epistemolojide ise “gerekçelendirilmiş doğru inanç” modelinin her durumda yeterli olup olmadığı tartışılmıştır. Gettier problemleri, doğru ve gerekçeli bir inancın bile şans eseri doğru çıkabileceğini göstermesi bakımından bu tartışmayı derinleştirir.

Bugün aynı problem dijital dünyada karşımıza çıkar.

Bir harita uygulamasındaki konum, bir blog yazısı ve sosyal medyadaki kullanıcı yorumu aynı şeyi söylüyorsa gerçekten daha mı çok biliyoruz? Yoksa yalnızca aynı bilginin farklı biçimlerde tekrarlandığı bir yankı odasında mı bulunuyoruz?

Dizinin çekim yerleri bize ne öğretiyor?

İstanbul’un Anadolu Yakası’ndaki çeşitli noktaların Gibi ile ilişkilendirilmesi, izleyicide bir “mekân bilgisi” oluşturuyor. Fakat bu bilgi katmanlıdır:

– Görsel kanıt,

– Tanıklık,

– İnternet kaynakları,

– Kişisel deneyim,

– Yapım ekibinden gelen doğrulama.

Bunların hepsi aynı güvenilirlik düzeyinde değildir. Dolayısıyla bilgiye ulaşmak ile bilgiyi doğrulamak aynı şey değildir.

3. Ontoloji: Ekrandaki İstanbul Gerçek İstanbul mudur?

Mekânın varlığı ve anlamı

Ontoloji, en temel hâliyle “Ne vardır?” sorusunu sorar. Bir masa, insan, düşünce veya sayı hangi anlamda vardır? Bir dizinin kurguladığı dünya hangi anlamda gerçektir?

Gibi‘nin güçlü taraflarından biri, fantastik bir evren yaratmak yerine olağan İstanbul’u absürt olayların sahnesine dönüştürmesidir. Bu nedenle Moda’daki bir kafe yalnızca kafe değildir; dizi izleyicisinin zihninde aynı zamanda karakterlerin dünyasına açılan bir kapıya dönüşür.

Aristoteles için bir şeyin ne olduğu, onun nitelikleri ve işlevleriyle ilişkilidir. Heidegger ise insanın dünyayla yalnızca nesneleri seyrederek değil, onların içinde yaşayarak ilişki kurduğunu vurgular. Bu açıdan bir sokak, yalnızca koordinatlardan oluşmaz; anılar, alışkanlıklar ve anlamlarla birlikte “yaşanan mekân” hâline gelir.

Belki de bu yüzden bir dizide gördüğümüz kafeye gittiğimizde garip bir duygu yaşarız. Mekân aynıdır ama aynı değildir.

Çünkü artık oraya yalnızca gözümüzle değil, hafızamızla da bakarız.

İstanbul, Gibi ve Gerçekliğin İnşası

Çağdaş felsefede gerçekliğin yalnızca nesnel bir yapıdan ibaret olup olmadığı tartışması hâlâ canlıdır. Sosyal inşacılık, fenomenoloji ve çağdaş zihin felsefesi farklı yönlerden aynı temel soruya yaklaşır: Dünyayı yalnızca buluyor muyuz, yoksa onu anlamlandırarak yeniden mi kuruyoruz?

Gibi‘nin İstanbul’u bu tartışmaya küçük ama etkili bir örnek sunar.

Gerçek sokaklar vardır. Gerçek kafeler vardır. Gerçek insanlar o sokaklardan geçer. Fakat kamera devreye girdiğinde aynı mekân yeni bir anlam kazanır. İzleyici de bu anlamı kendi hafızasına ekler.

Böylece üç İstanbul ortaya çıkar:

1. Fiziksel İstanbul,

2. Dizinin kurduğu İstanbul,

3. İzleyicinin zihninde oluşan İstanbul.

Hangisi gerçektir?

Belki de üçünün birbirinden tamamen ayrılabileceğini düşünmek fazla kolaycıdır.

Sonuç: Bir Çekim Mekânından Daha Fazlası

Gibi dizisinin ağırlıklı olarak İstanbul Anadolu Yakası’nda, özellikle Kadıköy-Moda ve Maltepe çevresinde çekildiğini bilmek, izleyicinin merakını giderebilir. Ancak asıl ilginç olan, bu bilginin bizi nereye götürdüğüdür.

Bir kafenin dizide görünmesi onu farklı mı yapar? Bir sokağın milyonlarca kişi tarafından ekranda görülmesi, o sokağın anlamını değiştirir mi? İnternette okuduğumuz bir bilgiye neden inanırız? Ve en önemlisi: Gündelik hayatımızda “gerçek” dediğimiz şeylerin ne kadarını gerçekten sorguluyoruz?

Belki Gibi‘nin en düşündürücü tarafı da burada saklıdır. Bazen felsefe, büyük kitapların arasında değil; bir kafede söylenen saçma bir cümlenin, yanlış anlaşılmış küçük bir olayın veya İstanbul’un sıradan bir sokağında karşılaşılan tanıdık bir görüntünün içinde belirir.

İnsan, dünyayı yalnızca yaşar mı; yoksa yaşadığı dünyayı sürekli yeniden mi yorumlar?

Belki de cevap, tam olarak “gibi” bir yerde duruyordur.

Filozofları daha dengeli karşılaştırKaynak iddialarını temkinli ifade et

Filozofları daha dengeli karşılaştır

Kaynak iddialarını temkinli ifade et

Girişte insani anekdotu güçlendir

Umarız Gibi dizisi nerede çekiliyor hakkında aradığınız yanıtları burada bulmuşsunuzdur.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://soyunmakabinleri.com https://teknolocik.com.tr https://rinnovaincek.com.tr Sitemap
elexbet yeni girişhttps://betcii.com/betexper güncel adres