Hizmetli Memur Sayılıyor Mu?
Hayat, bazen en basit sorularda bile derin anlamlar taşır. Şu basit ama bir o kadar anlamlı soru: Hizmetli memur sayılıyor mu? 25 yaşında bir gencin, özellikle de her anını kaleme döken birinin kafasında bir soru bu kadar büyüyebilir mi? Büyür, evet… Hem de ne kadar büyük bir şekilde!
Kayseri’nin o soğuk, rüzgarlı sabahlarından birinde, bir resmi kurumun odasında, pencereyi açarak dışarıyı seyretmiştim. İçimden bir sorunun yankıları geçiyordu: Ben burada ne iş yapıyorum? Gerçekten sayılıyor muyum? Hizmetli memur sayılabilir miyim? Hayatımda hiç bu kadar kararsız ve belirsiz hissetmemiştim. Belki de sadece kendi yerimi sorguluyordum, ama o an o kadar derin bir sorgulamaya daldım ki, içimi boğan bir ağırlık oluştu.
O Anı Hatırlamak
O gün, sabah erkenden işe gitmek üzere kalkıp hazırlanmıştım. Kayseri’nin soğuk havası, yolda giderken beni hiç ısıtmıyordu. Kafamda dönen onlarca düşünce vardı ama bir türlü netleşmiyordu. Çalıştığım kurumda bir süredir hizmetli olarak görev yapıyordum. Ama bir gün o soruyu sordum kendime: Gerçekten ben bir hizmetli memur sayılıyor muyum?
O kadar basit, o kadar kısa bir soru gibi gözükse de aslında içimi kemiren bir soruydu. Saatlerce ofiste, karışık dosyaların, uzun koridorların arasında gezindim. Herkes görevine odaklanmıştı. Müdürüm odasına girip çıktı, diğer çalışanlar kendi işlerine koştular. Ama ben orada sadece bir hizmetli olarak var mıydım? Yok muyum?
O gün, bir önceki akşamın karanlık düşünceleriyle birlikte biraz daha kötü bir ruh haline girdim. İşin tuhafı, gün boyunca kimse bana “hizmetli memur” dediği için değil, kendi içimde kendimi böyle adlandırdığım için rahatsız oldum. Bunu ben seçmedim, bu tanımlama bana ait değildi. Ama bir şekilde bu tanım beni etkiliyordu.
Hizmetli Memur Sayılmak
Günün ilerleyen saatlerinde, biraz yalnız kaldım. O kadar işin arasında, en büyük sorum belki de içimdeydi: Hizmetli memur sayılıyor muyum? Cevap arayarak, internette resmi yazıları okudum, memurların görev tanımlarını inceledim. Ama bu sadece bir çözüm arayışından ibaret değildi; aynı zamanda içinde bulunduğum durumu anlamak için uğraşmıştım.
Saatler sonra, müdürün odasında bir şeyler konusundaki küçük tartışma sırasında, birden kendimi düşündüm. Bu kadar saat boyunca neden yalnızca bir hizmetli gibi hissediyorum? Oysaki ben sadece o odadaki “görünmeyen” bir çalışandan ibaret değilim. Benim duygularım var, hayallerim var, beklentilerim var. O sırada, içimde derin bir his uyandı. Hayal kırıklığı mıydı? Yoksa sadece bir anlam arayışı mıydı?
Evet, belki de “hizmetli” olmak bir görevdi ama o etiketin altında kendi kimliğimi bulmak istiyordum. Fakat, belki de asıl mesele şuydu: Bu etiket bana uygun muydu? Gerçekten memur olarak sayılmak, bana gerçek anlamda bir değer katacak mıydı?
İçsel Çatışma
Duygularım arasında gidip geliyordum. O sabah saatlerinde sabah kahvemi yudumlarken bile, başımı cama yaslayıp dışarıyı izlerken bu soruyu soruyordum: Gerçekten sayılıyor muyum? Yavaşça sorunun cevabını bulmaya başladım. Bunu keşfetmek belki de çok uzun bir yolculuğa çıkmak gibiydi. Ama her şeyden önce, içimdeki bu çatışmayı bir şekilde çözmeliydim.
Bazen hayal kırıklığına uğradım, bazen ise içimde bir umut ışığı belirdi. Evet, belki de bir etiket, bir statü arıyordum. Ama gerçek şu ki, ne iş yaparsak yapalım, hangi konumda olursak olalım, bir şekilde değerimizi kendimiz koyarız. Bu kadar basit.
Umut ve Yeniden Başlamak
Zaman ilerledikçe, sadece etiketlere takılmamam gerektiğini fark ettim. Benim yaptığım işin değeri, yalnızca bir görevde olmakla değil, o görevi nasıl yerine getirdiğimle ölçülmeliydi. Hizmetli memur sayılmak, aslında yalnızca bir kağıt parçası üzerinde yazan bir şeydi. Ama içimdeki duygularımın gerçeği, tamamen farklıydı.
O günden sonra işlerim değişti. Daha önceki gibi sadece “görünmeyen bir hizmetli” olmaktan çıktım. İşi değil, işimin bana kattığı anlamı düşünmeye başladım. Ne kadar küçük görünse de, her şey bir yerden başlar. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, içimdeki karamsarlık yavaşça kayboldu ve yerini umut aldı. Evet, belki de hizmetli memur sayılmıyordum, ama içimdeki insanlık değerlerim ve yapabileceğim işler vardı. Bunlarla değerliydim.
Gün sonunda eve dönerken, artık içimdeki soru çok daha az yer kaplıyordu. Hizmetli memur sayılmak belki de sadece kağıt üzerinde bir şeydi. Benim gerçek değerimi, ancak yaptığım işin kalitesi ve içimdeki hisler belirlerdi. Bu, hayatın bana sunduğu en önemli derslerden biriydi.
Sonuç: Kendi Kimliğini Bulmak
Sonuçta, hizmetli memur sayılıyor mu? sorusuna verdiğim cevabı buldum. Aslında önemli olan, ne olduğun değil, ne yaptığındı. Yaptığın işin değeri, hayatta neyi başardığınla ölçülmeliydi. Kendimi daha iyi tanımaya başladım. İçimdeki bu kaygıyı ve belirsizliği geride bırakırken, aslında en önemli şeyin kendi değerimi anlamak olduğunu fark ettim. Bu yolculuk, kendimi bulduğum, içsel çatışmalarımı aştığım bir süreçti.
Böylece, günün sonunda hizmetli olmanın ne kadar değerli bir şey olduğunu bir kez daha anladım.